The Big Ideas of 2012

Post Anarşi

Kapitalizm etrafımızdaki herşeyi yakıyor.
Keystone US/Zuma/Rex Features

This article is available in:

K apitalizm gerisinde iflas etmiş finansal ve politik sistemin enkazını bırakarak herşeyi yakıp kül ediyor. Sınırsız ekonomik büyüme ilizyonu ve sonsuz tüketim ütopyası paramparça oldu. Şimdi hükümetlerin bize sunduğu sadece kemer sıkma ve zor zamanlar. Sonunda güvenleri aşınıyor. Politik ve ekonomik efendilerimiz insanların artık onlara inanmadıklarını biliyorlar ve iktidarın sakin çehresinin ardında korku var, isyanın hayaletinden korku, bütün rejimlerin imgelemine musallat olmuş o eski korku. Politikacıların sözlerinden ekonomik guruların piyasa tahminlerine ve ünlü reality şovlara kadar herşeyde hafif umutsuz bir hava yok mu, sanki bütün muhteşemliğiyle kapitalist sistem (her halükarda kendisine artık inanmayan bir sistem, muhtemelen hiç inanmadı) dış görünüşünün ardındaki nihilizmi ele vermemek için dehşete kapılmış gibi.

Bu yıl Kahire, Tunus ve Bingazi'nin sokaklarından Atina, Madrid ve Wall Street meydanlarına isyanların yılı. Mucizevi bir şekilde, sıradan insanlar izin almadan ve resmi olarak temsil edilmeden kamusal alanlarda - bu yerlerin kamusallığını talep ederek- toplandılar. Bazılarında hükümetleri devirdiler, ve diğerlerinde artık kendilerini temsil ediyormuş gibi bile yapamayan kullanışsız politik sistemler üzerinde yeni bir tür kitle baskısı oluşturdular. Tahrir ve Syntagma meydanlarının otonom bölgelerinde ortaya çıkan şey insanlarla devlet iktidarının kanuni mekanizmaları arasındaki mutlak uçurumdu. İnsanların reddetme işaretiyle, sonuçlarını kimsenin kesin olarak belirleyemediği yeni bir politik alan açıldı. Bu hareketlerin ve işgallerin önemi çok da fazla somut hedeflere yönelik başarısı değildi, yeni bir politik yaşamı, tükenmiş politik partiler kanalıyla temsil edilmeyi reddeden bir politik formu hayata geçirebilmeleriydi. İspanya'daki öfkelilerin çığlığı şöyleydi: " Bizi temsil etmiyorsunuz! " Bu hem temsiliyet yokluğuna dair şikayet olarak anlaşılabilir hem de temsiliyeti reddederek kendisi için hareket etmek olarak.

Bu isyanlardan alınabilecek derslerden biri - alınabilecek birçok ders var - formel demokrasi ve diktatörlük arasında artık bir farkın kalmaması; bu hususlar tamamen baskının farklı dereceleri. Walter Benjamin'in demokratik devletlerin hayatındaki hayalet varlığını tahripkar olarak gördüğü polis iktidarı heryerde hissediliyor. Mübarek ve Esad'ın Mısır ve Suriye'deki sosyal medyayı yasaklama çabasıyla Cameron'un aynısını İngiltere'de yapma tehdidi arasında ne fark var?

Hakikaten, demokrasi kitlelerin memnuniyetini iktidarsızlıkla teşvik eden bir sistemin, sembolik oy verme ritüeliyle meşrulaştırılan kollektif bir gönüllü köleliğin dışında nedir? Son yaşanan isyanlar yalnızca bir demokrasi pratiğinden daha fazla şey ifade ediyorlar, zaten demokrasi bugün çok muğlak bir kavram. Bunun yerine isyanları gönüllü itaatsizliğin kollektif bir formu olarak görüyorum. Bu isyanlar, bütün iktidar sistemlerinin eninde sonunda kırılgan olduğunu ve kendi iktidarımızdan feragat etmemize, ona yabancılaşmamıza bağlı olduğunu gösterdi.

Ben isyandan bahsediyorum, devrimden değil. Devrim, bir rejimi sadece yerine bir diğerini geçirmek için yıkar; isyan ise kendi kurumsallaşmasına direnerek iktidarı büsbütün askıya alır. Muhtemelen bunu en iyi ortaya koyan Max Stirner'dir : "O [isyan] yerleşik olana karşı bir savaş değildir, çünkü eğer başarılı olursa yerleşik olan kendi üstüne çöker; o sadece kendini yerleşik olandan dışarıya çıkarmak için bir çabadır."

Kendini yerleşik olandan dışarıya çıkarmak için çabalama bugün her radikal politikanın geçmesi gereken bir eşiktir. Bu isyanın gerçekleştiği mikropolitik yerdir, aynı anda etik, psikolojik ve manevi, aynı anda bireysel ve kollektif. Kişinin iktidara yönelik arzusu ve bağlılığının sorgulanmasını ayrıca diğerleriyle ilişkisinin dönüşümünü içerir.

İngiltere'deki ayaklanmaları diğer isyanlardan farklı kılan etik (aynı zamanda politik) boyutun eksikliğiydi ve onlar kabalığın en kötü çeşidiyle karakterize edildiler. Burada mülkiyetin idollerinin suçlamalarından bahsetmiyorum, onlara hiç riayet etmemeliyiz. Fakat isyancılar hakkında çarpıcı olan onların ticari ürünlere karşı saygısızlığı değildi tersine mutlak hayranlığıydı. Bütün isyankar enerji saçma sapan tasarımcı markalarına yönelik heves tarafından çarçur edildi. Daha iyi bir örnek Stirner'in sahiplenilme [possessedness] dediği, kişinin sahip olmak istediği nesne tarafından kontrol edilmesi. Gerçekleşen ayaklanma ve yağma tüketici toplumunun fetişist aşırılıklarının nihai ifadesiydi, ve bu yüzden ona tamamen içseldi - aynı şekilde yasa ve düzen / suçluluk ikilisine de. İsyanlarla ilgili problem sınırların çok fazla ihlal edilmesi değildi tersine sınırların yeterince ihlal edilememesiydi. Tüketimcilik dininden kopuşun işaretini hiç bir şekilde veremediler.

Ayaklanmaların ışığında eski anarşi öcüsü polis iktidarının şiddetlenmesine yol açarak kendisini yeniden gösterdi. Fakat - bir politika tarzı ve etik,özgür bir hayat ifadesi olarak - anarşizmin bu tür güya-dinsel şiddet görüntüsü ile çok az ortak noktası vardır. Bilakis anarşizm belirli bir etik disiplin içerir. Hatta disiplinsizliğin kendisini dayatan disiplinidir yada Foucault'nun deyişiyle kasıtlı idaresizlik[willful indocility]. İtaat, La Boëtie'nin çok önceden farkına vardığı gibi, bizi kolaylıkla bulur, bu bir alışkanlıktır. Dolayısıyla disiplinsiz olmaya doğru bir disipline sahip olmalıyız, özgürlüğün zahitleri olmalıyız.

Anarşizm, yada benim tercih ettiğim adlandırmayla postanarşizm, bir politik ideolojiden daha fazlasıdır. Bugün bütün radikal politikaların etik-politik ufkudur. Sadece çağrışımsal olarak kavranabilen otonomi için tutku, hayatlarımızdaki ızdıraba karşı çok fazla protesto etmeyen tersine kökten farklı bir hayat olasılığını neşeli bir şekilde teyit eden hareketlerin ortaya çıkması bu ufkun derinleşmesinin apaçık işaretleridir.

Saul Newman is a political philosopher and Reader in Political Theory at Goldsmiths College, University of London. Newman is known for coining the term "postanarchism." His latest book is The Politics of Post Anarchism.

Translated by the Translator Brigades[email protected]