Are We Happy Yet?

Yatay Örgütlenme

Halk iktidarının sesleri.
JUAN PLAZA

This article is available in:

Öğrenmeye birlikte başladık. Bu hepimizin içinde filizlenmiş öz bilinçlenmeden kaynaklanan bir kolektif tecrübeye uyanmak gibi bir şeydi. İlk başta kendimiz ve birbirimiz hakkında sorular sormaya başladık ve birlikte çözüm aradık. Yolumuza devam ederken keşfetmeyi ve beraber inşa etmeyi sürdürdük. Sanki her gün önümüzde bir ufuk açılıyordu ve bu ufkun herhangi bir kılavuzu veya programı yoktu. Anladık ki omuz omuzayken, kimse diğerine yapması gerekenleri emretmediğinde, kim olduğumuza kendimiz karar verdiğimizde etkinliğimiz farklıydı.

 

Benim kişisel perspektifim özgürlük fikriyle ilgili; bir araya getiren, güç veren, farkındalık sürecini başlatan kolektif tecrübeye sahip olduğumuzu keşfetme fikriyle. Bu hepimizin bildiği ve sıkça duyduğu devrimci teorilerin ötesindedir, onlar çoğu kez baskının ve itaatin araçlarına dönüştürüldüler. Özgürlüğün inşası sadece pratikte gerçekleşebilen bir öğrenme sürecidir. Benim için yatay örgütlenme, otonomi, özgürlük, yaratıcılık, mutluluk birlikte devinen kavramlar ve bunların hepsi hem yaşanması hem de pratikte öğrenilmesi gereken şeyler.

 

Önceki aktivist deneyimlerini düşünüyorum ve güçlü bir boyun eğme duygusu hatırlıyorum. Hatta bu sıklıkla oldukça sert olan benim davranışlarımı da içeriyor. Benim için keyif almak zordu hâlbuki zevk insanı güçlendiren makul bir şeydir. Kapitalizm şartları altında eğlenme ve mutlu olma ihtimalinden vazgeçiyorduk. Bu anlayışı daimi olarak terk etmemiz gerekiyor. Yaşıyoruz ve hayatımız bugün yaşanmalı. Gelecekte zevk almaya başlayabilmek için iktidar olmayı beklememeliyiz. Gücü hemen şimdi kendi ellerimize almalıyız. Yapabileceklerimize inanarak başlayalım ve bizi o ihtimali gerçekleştirmekten alıkoyan ne varsa bir kenara bırakalım. 

 

— Neka, işsizler hareketinin bir üyesi

 

Görüyorum ki harekette mutlak saflık içeren bir reaksiyon var. Sınırları olan otonom bir bölge kurarken devletin varlığını unutuyoruz. Bence devlet iktidarını ele geçirmeme fikri doğru fakat bazı açılardan eksik bir analiz. Devlet var, orada, sen onu görmezlikten gelsen bile o buna müsaade etmeyecek. Olmamasını ne kadar dilersen dile seni aramaya gelecek. Sanırım meclisler ve hareketler önemli bir şeyin unutulduğunu fark etmeye başladı. Bir buçuk yıl önce alternatif otonom bölge oluşturmak için stratejiler düşünmeye başladık, devleti unuttuk, ama şimdi anlıyoruz ki bu o kadar basit değil. Devletin varlığından haberdar kalarak otonomi inşa etmenin yolları aranmalı. Başka alternatifimiz yok. Bu akılda tutulması gereken ve bizi doğrudan etkileyen bir problem. Sanırım bunun nasıl yapılacağı hakkında kimsenin en ufak bir fikri yok, en azından benim tanıdıklarımın.

 

Devletin sınırlarında, onun teorileri ve kuralları içinde yaşayacağımız fikrine, burada sadece kendi isteğimiz ve iyi kalpliliğimize dayanarak yaşayabileceğimiz fikrine güçlü bir karşı çıkış olduğu görünüyor. Kültürel öznellikte ve her birimizin kalbinde değişim gereklidir ancak bence bu yetersiz. Yeni kurallar ve kurumlar icat etmemiz gerekiyor. Başka bir şekilde ifade edecek olursam, belirgin biçimde bize ait olan ve sadece iyi niyete dayanmayan açık kurallarla birlikte belli politik uzlaşmalara ihtiyacımız var. Hedeflerden biri oluşturmakta olduğumuz güzelliği korumak, aynı zamanda, dışarıya karşı çok savunmasız olmamak. Bazen ben dış baskılara karşı muazzam kırılganlık görüyorum ve fark ettim ki bu baskılardan en önemsiz ve zayıf olanları bile bize zarar verebiliyor. İnşa ettiklerimizi korumalıyız.

— Ezequiel, semt meclisinden bir katılımcı 

Marina Sitrin is a lawyer, author and sociologist with a keen interest in personal revolutionary narratives. She is the editor of Horizontalism: Voices of Popular Power in Argentina, from which these accounts are taken.

Translated by the Translator Brigades[email protected]